Sónar Istanbul 2019 8-9 Mart tarihlerinde Zorlu PSM’de gerçekleşecek. Festivalde 8 Mart gecesi sahne alacak isimlerden İngiliz müzisyen Gazelle Twin’le yaptığımız çok keyifli geçen röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.

Röportaj: Can Özbilek – Gökçe Gök Çeviri: Nilsu Orhan – Zeynep Kılıç

Yaptığınız müziğin türü genellikle ‘elektronik-deneysel’ olarak geçiyor. Siz kendinizi yeni, bağımsız bir müzik türüyle tanımlıyor musunuz?

Müzik türlerine hiç kafa yormuyorum. Bence insanlar bundan müziğim hakkımda yazmaya veya konuşmaya çalıştıklarında bahsediyorlar. Ama ben herhangi bir yere tam olarak uyup uymadığımı bilmiyorum. Son albümümle ilgili birinin “horror rap” demesi hoşuma gitti. Tam olarak bu da sayılır diye düşünmüyorum ama yine de çok güzel bir tarz. Bence tarzları en iyi tanımlamanın yolu müzik türündense ruh halidir. Çünkü günümüzde müzik kasten bir şey olmaya çalışmıyorsa onu tanımlamak çok zor, o yüzden hayır.

Daha önce İstanbul’da bulundunuz mu?

Hayır, ne İstanbul’da ne de Türkiye’de bulundum bu yüzden orayı görmeyi dört gözle bekliyorum.

İstanbul hakkında neler biliyorsunuz?

Pek bir şey bilmiyorum. Oraya dair biraz bilgisiz olduğumu söylemeliyim. Tarihsel olarak çok fazla şey yaşandığını biliyorum ama. Orada yaşamış bir çifti az çok tanıyorum. Çok yakın arkadaşlarım değiller ama o küçük pencereden gördüğüm kadar kültürel olarak sürekli gelişmekte olan bir şehir. Bir sürü ilginç şeyler oluyor özellikle de yaratıcı sanat alanında. Oradayken bunu anlamaya çalışacağım ama tabii ki çok uzun kalamayacağım.

İstanbul için “Onlar kaos, biz ev deriz” deniyor. Ama umarım siz beğenirsiniz.

Gerçekten gürültülü mü? Politik ve kültürel olarak da, her yönden de?

Evet, dışarıdan geldiğinizde sadece kaos. Her zaman trafik var ve fazla gürültülü. Ama yine de vazgeçemezsiniz.

Aslında bunu beklemiyordum. Gürültülü bir yer olacağını düşünmemiştim.

Aynı festivalde çalacağınız için şanslı hissettiğiniz bir sanatçı var mı diye merak ediyoruz.

Şu anda sanatçılara göz gezdiriyordum çünkü şu anda birçok yerde sahne alıyorum. Küçük bir çocuğum var o yüzden şu an bir şeylerle ilgilenmek için çok kısıtlı bir zamanım var. Ben Frost sahne alacaklardan biri değil mi? Onun yaptıklarına hayranım. Soyut performansları var ve her zaman elektronik ögeler bulunduruyor. Çok karanlık, epik. Eğer bunu görme fırsatım olursa çok iyi olur. Ama line-up’taki diğer sanatçıları ne kadar tanıyorum bilmiyorum. Beni aşıyor.

Görünüşünüzle vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Evet, her zaman. Vermek istediğim mesaj albümün temasına göre değişiyor. Ne zaman yeni bir albüm yapsam bunu yansıtmak için farklı bir kostümüm ve dış görünüşüm oluyor. Sónar için giyeceğim kostüm, İngiliz bir soytarı ve kırmızı bir eşofman takımının karışımı gibi. Biraz İngiliz geleneksel halk kostümü ögelerini taşıyor. Burada “March Dancers” denen bir şey var. Çoğu insanın kökenini bilmediği eski bir gelenek. Biraz esprili ve utandırıcı bir şey aslında. Gümüş kurdelaları, kemerleri var. Klişe bir İngiliz geleneği aslında. Çünkü Pastoral adlı albümüm tamamen bu İngiliz kimliği, benim karmakarışık soyumu, İngiliz biri olmayı anlamlandırmakla ilgili. Çoğunlukla çok iyi bir şey değil bu yüzden bu garip kostümün arkasındaki fikir buydu. Bütün bunların bir karışımı.

Tasarımlarınızı kendiniz mi yapıyorsunuz yoksa size yardım eden tasarımcılar mı var?

Asla o kadar sofistike değil. Çoğunlukla sadece ben ve fikirleri de uzun bir sürede ortaya koyuyorum. Ucuz yerler, şapkalar, replikasını yapması kolay şeyler buluyorum. İşin bu yönünü çok seviyorum çünkü müziğe bir ara verip sadece üzücü olmayan bir şeylerle ilgilendiğim kostüm işini seviyorum. Bunu başka birine devretmeye şu an hazır mıyım bilmiyorum. Eğer harika biri kostümlerimi benim için yapmayı teklif ederse, bilmiyorum, bu gerçekleşmeyebilir.

Müzik tarzınız sektördeki diğer sanatçılardan epey farklı. Yapım sürecinizden biraz bahsedebilir misiniz bize?

Tekrardan, oldukça basit. Normalde, klasik müzik üzerine eğitim aldım ama kendi kendime müzik prodüktörlüğünü öğrendim. Her zaman önümde müzik uygulaması açık bir bilgisayarım oldu. Şimdi de ilk Gazelle Twin albümümden beri yalnızca Ableton kullanıyorum. Bunu kolay ve sezgisel buluyorum. Albüm yapmam direkt olarak Ableton üzerinden birçok vokal ve katman oluşturmamla başlıyor. Kendi alan kayıtlarımı yapıyorum veya örnekler bulup loop oluşturuyorum. Ableton’da loop oluşturmak çok kolay ve bu şekilde beste yapmayı seviyorum. Tekrardan, çok fazla ekipman kullanmıyorum. Genelde kayıt altyapılı, minimal efektler var. Fikirler hakkında liberal olmaya çalışıyorum. Müziğim heykel gibi inşa ediliyor diyebilirim sanırım. Ama çoğu zaman kısa seanslarda kaydetmek zorundayım, uzun günlerim yok. Bütün bir gün boyunca yazmıyorum ya da kayıt yapmıyorum. Bebeğim olduğu için çok farklı bir programda çalışmam gerekiyor. Şarkıları genelde kısa bir sürede yazmama rağmen uzun bir süreç. Bir şarkıyı 1 saatte yazabiliyorum bazen ama tamamen bitirebilmem yıllar bulabiliyor. Pastoral isimli albümümü tamamlamam 4 yılımı aldı. Uzun, çok uzun bir süreç.

Başka insanlarla çalışıyor musunuz?

Hayır. Tamamen kendim kaydedip, üretmeyi seviyorum. Bu bana en iyi sonucu veriyor gibi hissediyorum çünkü daha rahat, özgüvenliyim, üretmek için kendi alanım var. Daha önce başka yapımcılarla iş birliği yaptım. Son albümüm Unflesh’te şarkıları mix’lediğimiz ve bazı kısımları ortak ürettiğimiz bir yapımcıyla çalıştım. Bu süreç çok iyiydi. Onunla tamamen analog bir stüdyoda çalıştım. Benge isimli İngiliz bir prodüktör. Aynı zamanda maddi açıdan ve zaman açısından organize etmesi zordu. Kendi başınıza çalışırken pratik olarak kendinize yukarıdan bakmanız kolay değil. Özellikle şu anda zaman kısıtlıyken. Başka insanlarla çalışmayı da seviyorum. Ara sıra başka insanları görmek iyi oluyor aksi takdirde fazla yalnız kalabiliyorsunuz.

Diğerleri ne kadar profesyonel olsalar da şarkılarınız üzerinde etkileri olabiliyor bu yüzden sizin için tamamen benim eserim demek zor olabilir.

Pastoral albümümde her şeyi kendim yaptığım için gurur duyuyorum. Benim yapmadığım tek şey, albüm kapağındaki yazının tipografisiydi. Onu da bir tasarım ajansı dizayn etti. Hatta ajans sahibinin eşi de Türk. Hepsini tek yapmış olmam ileride daha fazlasını yapmam için olan kendime güvenimi artırdı. Ama iş birliği yapmanın da oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Doğru insanla iç dünyanızı bambaşka bir şeye açabilirsiniz ve o şeyleri, ihtiyacımız olduğunda kabul etmek önemli. İş birliği yapmaya karşı değilim ama kendim bir şeyler yapmakla gurur duyuyorum. Bunu başarmak çok güzel bir his.

Şu an kimse bunu yapmıyor, sizin kostümden müziğe her şeyi kendiniz yapmanız çok hoş.

Teşekkürler, eminim yapan vardır. İlk albümümü yaptığımda o şekilde yayınlamamak için kendimi ikna etmiştim. Bu doğru değil, başka bir yapımcıya ihtiyacım var. Ben yaptığım için yeterince iyi değil diye düşünmüştüm. Ama yıllar içinde sadece kendime güvenimle ve yapımcılık yeteneğimle de iyi iş çıkarabileceğimi fark ettim. Kendine güvenmek gerekli bir şey. İstediğim insanla çalışabileceğim büyük bir bütçem yok ama her şeyin bir limiti vardır. Her şeyi kendi başıma yapamam. Genellikle insanlarla bu şekilde video üzerinden çalışırım. Başka türlü denemeye çalıştım ama gerçekten çok efor isteyen ve yapmayacağım bir şey bu. Burası bir şeyler yaratmak için çok verimli bir yer. Her şeyin benim kontrolümde olmasını seviyorum. İnsanlara ne yapıyor olduğumu ve onlara çılgın gelen fikirlerimi açıklamak zorunda kalmıyorum. Albümün yapım sürecinde henüz hiçbir şey tamamlanmamışken birine ne üzerinde çalıştığımı açıklamam gerekseydi eminim ne yaptığımı anlamaz ve iyi bir iş çıkacağına inanmazlardı. Ne yaptığımı bildiğimden emin olarak albümü nasıl çıkarmak istiyorsam öyle çıkarabilme özgürlüğü gerçekten güzel. Beni bir etiket altına sokmaya çalışan patronlara hesap vermek istemem.

İlham aldığınız sanatçılar var mı?

Her zaman. Sadece beni şaşırtan, etkileyen veya korkutan film veya müziklerden ilham almıyorum. Daha önce duymadığım yeni şeyler duymak hoşuma gidiyor. Holly Hendin, bir müzisyen, yapımcı ve kavramsal sanatçı olarak beni her zaman büyülemiştir. Onunla çalışmak gerçekten çok ilginç çünkü her zaman beklenmedik bir şeyle karşınıza çıkıyor. Teknolojiden de faydalanıyor ve müziğe yeni fikirler getiriyor. Ayrıca klasik müziği ve Arvo Pärt’in eserlerini seviyorum. Onu uzun zamandır dinliyor olmanın yaptığım müziğe büyük etkisi olmuştur. Genelde dinlediğim tarzlar değişkenlik gösteriyor. Normalde birlikte gitmeyecek şeyleri kaynaştırmayı seviyorum.

Sahne isminizin arkasındaki hikaye nedir?

Pek ilginç bir hikayesi yok aslında. Evlenmeden önceki ismim “Elizabeth Walling”den türedi. Başta bir isim bulmakta zorluk çekmiştim ve bu projeye yetişmesini istiyordum. En sonunda ismimi internetteki bir anagram sitesine yazdım. Adımın harflerini karıştırıp 3000 yeni isim türetti. Gazelle Twin de o isimlerden biriydi. İyi bir izlenimi olduğunu düşündüm. Bir isim bulmaya çalışmaktan da çok sıkılmıştım.

Son sorumuza geldik. Gelecekteki müzikle ilgili planlarınızı paylaşır mısınız?

Çok meşgulüm. Bu yıl yeni işlerle ve yeni birlikteliklerle karşınıza çıkacağım. Bir tanesinde bir orkestrayla çalışacağım. Tam olarak ne olduğunu açıklayamam çünkü henüz duyurulmuş bir iş değil ve maalesef İngiltere’yle sınırlı kalacak. Ayrıca sanal gerçeklikle ilgili bir şey üzerine çalışıyorum. Tam olarak müzik denemez ama içinde müzikal unsurlar da olabilir. Ve 5. Albümüm üzerine düşünüyorum. Ama kısa süre içinde bitmeyecek muhtemelen. Çünkü zaten şu anda yapmam gereken birçok şey var. Şimdilik dünya turu ve bu yılın ileriki zamanlarında veya sonraki seneye çıkması beklenen birkaç diğer proje var.

Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkürler. Sizi sahnede görmek için sabırsızlanıyoruz.

Ne demek. Görüşürüz.