KARANLIĞIN İFADESİ: GOTİK KÜLTÜR

Her toplumun kendine özgü bir ortak kültürü vardır. Bu ortak kültür giyimden mimariye, resimden müziğe birçok sanat dalını bünyesinde barındırmaktadır. Yaşadığımız toplumun günlük yaşamına bir göz atacak olursak bizi biz yapan sahip olduğumuz kültürün esintilerini her tarafta görebiliriz. Alt kültür dediğimiz olay ise ortak kültürdeki temel bazı olguları kabul etmekle beraber ortak kültürden farklılaşarak kendine ait yeni özellikler barındıran bir kültür çeşididir. Gotik kültür özellikle 80’lerde ön plana çıkan bir alt kültür olmakla beraber günümüzde kendini bu kültür çatısı altında tanımlayan birçok gotik bulunmaktadır.
Goth kültürü, 70’lerin sonu ve 80’lerin başında punktan etkilenerek doğan bir alt kültürdür. Goth kelimesinin kökeni daha da eskiye dayanmaktadır. Orta Çağ’da Avrupa’yı işgal eden Goth Kabileleri bulunmaktadır ancak bahsettiğimiz Goth kültürünün onlarla bir ilgisi bulunmamaktadır. Goth kültürü bugünkü anlamıyla ilk defa Joy Division grubunun menajeri Anthony H. Wilson tarafından, pop gruplarına karşı Joy Division’ı “gotik” olarak niteleyerek ve bu alt kültüre bir nevi resmi ismini kazandırarak ortaya çıkmıştır.

Ä°lgili resim

Dönemin çeşitli hükümetlerinin politikaları doğrultusunda oluşan ve hayatta hiç kötü bir şey yokmuş gibi gösterilen mükemmeliyetçi yapıya bir karşı duruş olarak ortaya çıktı. İyi, kötü, karanlık ve aydınlık gibi bu ikilemlerin hayatın temelini oluşturduğunu; ölüm olduğu için var oluşun anlamsızlığı üzerine duran depresifliğin ağır bastığı bir kültür olmuştur. Bu hayatta sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi mutluluğun kucağında yaşamayı reddeden bu kültür bardağın boş tarafını görmeyi kendilerine prensip edinmişlerdir. O dönemde yavaş yavaş popülerleşmeye başlayan Gothic-Rock’a hayat veren gruplar arasında en önemlilerinden birisi de The Cure’dur. 1980’lerin başında oluşan Gothic kültürü, giyim tarzıyla ve müziğiyle umutsuz bir dünyayı temsil etmektedir. Tam o dönemlerde yayınlanan The Cure’un kasvetli ve içe dönük olan albüm üçlüsü ‘Faith’, ‘Pornography’ ve ‘Disintegration’, neredeyse sürekli mutsuzluk modunda olan genç hayran kitlesini de kendilerinin bulunduğu o karanlık kuyuya çeker. Özellikle “The Top”, “Head On The Door” ve “Kiss Me, Kiss Me, Kiss Me” albümleri, hızlı, renkli ve pozitif pop müziğinin tam karşıtıdır. Dram, mani, umutsuzluk ve uyuşturucu taşkınlığı içinde yazılan “The Drowning Man” ve “Lovecat” gibi intihar şarkılarıyla Robert Smith zamanın depresif gençliğindeki o kaybolma hissini yansıtmaktadır.
Yalnızca müzik alanında gelişme göstermeyen Gotik kültürü tarihe, edebiyata ve mitolojiye yaptığı katkılarla da adından oldukça söz ettirmiştir. Goth kültürü sanatın her alanında kendi ilahlarını yarattı. Müzikte Sister of Mercy, Siouxsie and Banshees, Damned, The Cure, Mission, Fields of the Nephilim ve şu anda Ankara’da yaşayan Peter Murphy’nin grubu Bauhaus. Edebiyatta Lord Byron, Dante, Anne Rice ve Shelley gibi ölümü işleyen şairleri, Edgar Allen Poe’nun gizemi seviliyor. Sinemada ise Alman ekspresyonist filmlerinden “Nosferatu” favoriler arasında başı çekerken, “Bir Dehşet Senfonisi”, “The Cabinet of Dr. Caligari” ve tabii ki “Dracula” da oldukça seviliyor.

Gotik kültürün etkisi günlük yaşamda da kendini bir hayli göstermiştir. Gotik giyim tarzı, estetik kaygısı ve belirgin kurallarıyla punk giyimden ayrılmaktadır. Deri, siyah giysiler giyilerek, ceset ya da vampir gibi bembeyaz makyaj yapılmaktadır. Bu giyim tarzında saçlar uzun ve çeşitli renklerde iken tırnaklar da bir o kadar uzun olmasının yanı sıra renk renk ojelidir. Kollarda boyunda istenirse sınırsız takı takılmaktadır.

marilyn manson ile ilgili görsel sonucu

Gotik tarzın günümüzdeki en güçlü temsilcisi Marilyn Manson’dır. İsmi, stil ikonu Marilyn Monroe ile seri katil Charles Manson‛ın bir bileşimidir ve bilinçli olarak seçilmiştir. Marilyn Manson şok edici görüntüsü, şarkı sözleri ve müziğiyle her türlü otoriteye meydan okuyan günümüzün en marjinal müzisyenlerinden biridir. Manson ve grubu tıpkı 70‘lerdeki David Bowie gibi sahnede çeşitli kadın kıyafetleri ya da tuhaf kostümler giymişler renkli makyajlar yapmışlardır. “The Bright Young Things” adlı şarkısında “We set fashion, not follow”. Modaya uymayız, onu biz belirleriz” diyen Manson, 2005 yılında Vivienne Westwood markasının modeli olmuştur.