PERIPHERY IV: HAIL STAN ALBÜM İNCELEMESİ

Progresif Metal’de Djent sound’unun şekillenmesinde çooook büyük rol oynayan Periphery, yeni albümü ile karşımızda. Sonsuz insanın gitar, davul çalma seviyelerinden utanmalarına sebep olan grup;bu sefer yeni şeyler denemiş, bir de baya sinirlenmişler sanırım.

Albümün açılış şarkısı 17 dakikayı zorlayan bir şaheser. Nazar duasını hak ediyor. Senenin en iyi şarkısı olabilir kanımca. Orkestral bir açılışın üstüne farklı varyasonlarda sonsuz tane verse, breakdown, nakarat seriliyor. Chugga chugga breakdownlardan, Spencer Sotelo’nun vokal şovu yaptığı nakaratlara, inmeli çıkmalı duygu durum değişikliği bol, tansiyonu sabit tutmayı başarırken bu tansiyonun yeri gelince kafein, adrenalin sebebiyle yeri gelince sanki kolestrolden dolayı olduğu, medikal açıdan risk yarattığı hissiyatını veren gereksiz kaliteli bir yapım olmuş.

Onu takip eden her şarkıyı böyle uzun uzun anlatamayacağım fakat, ardından gelen Blood Eagle (ne olduğunu Google’a yazmayın), nasıl bir albümün bizi beklediğinin haberini veriyor. Davul sound’u Coliseum’u dolduracak genişlikte. Gitarlar deseniz zımpara kağıdından hallice pürüzlü (Olumlu bir şey bu).

Periphery’nin şu ana kadar yaptığı en ağır materyaller bu albümde kanımca. (İlk iki albümü tamamıyla dinlemedim.) Blood Eagle,
CHVRCH BVRNER ve Chase Your Ghost örnek vermek gerekirse şaşkınlık içerisinde bırakıyor insanı. Özellikle CHVRCH BVRNER başından sonuna kadar bir saniye duraksamadan riff üstüne riff, atak üstüne atak, scream üstüne scream atıyor üstünüze.(Cenazenize toprak misali)
Bu çirkinliklere rağmen albüm %80 oranında soluklanmanıza, sakinleşmenize alan sağlıyor. Bunu da Garden In The Bones, It’s Only Smiles ve bitiş şarkısı Satellites ile başarıyor. Crush şarkısı ile elektronik altyapıyı şarkının ana direği olarak kullanıyorlar ve bu bir ilk sanırım bu grubun tarihinde. Yakışmış. Linkin Park ile çocukları olsa böyle bir şey olur herhalde.

Matt Halpern davulda bir su aygırı gibi. Şüphe yok. Önceki albümde Blast Beat’lere serçe parmağını daldırdığını görmüştük. Bu albümde suyun sıcaklığı hoşuna gitmiş heralde ki bileğini sokmuş. Daha önce Periphery’den hiç duymadığınız ritimler var albümde. Gitarlar için Melodik karakter bir miktar kaybolmuş diyebilirim fakat albümün Agresifliği göz önünde bulundurulunca anlaşılabilir bir şey oluyor. Hala çok tatlı lick’ler, false chord’lar bilmemneler bulunuyor. Göz kırpıyorlar “Biz hala çalabiliyoruz sakin olun.” diye. Ama bir nebze daha melodi isterdim ben. Vokallere gelince söylenecek hiç bir şey yok. Farklı teknikler arasında pürüzsüz geçişler yaparak sanki çok kolay bir şeymis gibi gösteren Spencer Sotelo, çok tizlerde gezinen clean vokallerden mid-range screamlere, mid-range ‘de bağırarak söylediği distorted cleanlerden Black Metal tadında ufacık geçişlere her şeyi yapıyor. Sadece pes Guttural yapmıyor o da ilerideki albümlerde İnşallah. Rahatlıkla dünyadaki en yetenkli solistlerden biri.

Sound olarak senelerin tecrübesi ile prodüksiyonu yemiş bitirmiş olan bu ekipten mükemmelliğe yakın sonuçlardan aşağısını beklemek ayıp olur fakat bazı kısımlarda fazla kompreslenmiş, cilalayalım derken boyaya zarar veren bir prodüksiyon hissi aldım ben. Grup her zaman soundlarını dijital ortamda manipüle ederken doğallıktan ödün vermek istemediklerini, dinleyicinin her koşulda “insanlar” tarafından çalınan bir şarkı dinledikleri kanaatinden emin olmalarını amaçladıklarını söylüyordu. Bu albümde ufak tefek yerlerde olsa da bu gayeden uzaklaşılmış.

Sadede gelirsek, çok başarılı bir albüm olmuş Periphery IV: Hail Stan. Yumuşak bir albüm beklemeyin ama yumuşak şarkılar bekleyebilirsiniz. Bir bütün olarak ele alınması gereken bir albüm. Her ne kadar diğer şarkılardan öne sıyrılarak aylarca tekrar tekrar dinleyeceğim bir şarkı bulamasam da (Reptile diyeceğim de o da 16 küsür dakika) bir albüm olarak bir güç göstergesi, müzisyenlik şovu olmuş.

Mutlaka Dinleyin: Reptile, Blood Eagle, CHVRCH BVRNER, Follow Your Ghost, Crush, Satellites

9/10

Ege Çetik Yazar: